Şiir

Porsuk

Kütahya dağlarından inip Sakarya’ya karışan bir ırmak, yolunun ortasında bir şehrin içinden geçerken, kıyısında oturan birine ne söyler?

Eskişehir’in ortasından geçen Porsuk Çayı, kışa dönerken.

Eskişehir’in ortasından geçen Porsuk Çayı, kışa dönerken. · Fotoğraf: Zeynel Cebeci / Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)

Dinle 1 dakika

Bir ırmağın ortası olur mu,
diye sordum kendime,
Köprübaşı’nda, ikinci çayın soğuduğu yerde.
Olur, dedi Porsuk,
ben şimdi ortamdayım,
ne geldiğim dağı hatırlıyorum
ne gideceğim nehri biliyorum.

Bir öğrenci geçti, kulaklığında başka bir şehir.
Bir kadın ekmek aldı, ekmeği göğsüne bastırdı
bir çocuğu tutar gibi.
Tramvay çaldı zilini,
kimseye kızmadan,
sadece buradayım demek için.

Ağaçlar sarardı. Bu şehirde ağaçlar
sararmadan önce bir izin ister gibidir,
bir hafta bekler, sonra hepsi birden.
Yapraklar suya düşer,
su onları taşır, sormadan,
gondolun altından, köprünün altından,
benim bakışımın altından.

Bir gondolcu kürek çekti, şarkı söylemeden.
Venedik değiliz, dedi bana, gülerek,
ama su su, kürek kürek.
Haklıydı. Ben de İstanbul değilim,
ama yorgunluk yorgunluk.

Kıyıdaki banka oturdum.
Bir martı yoktu, bir vapur yoktu,
bir ezan bir de düdük arasında
sıkışmış bir an yoktu.
Yalnızca su vardı, kahverengi, sabırlı,
bir yere yetişmeye çalışmayan.

Ortası olur, dedi Porsuk yine,
ırmağın da insanın da.
Ortada insan ne geldiği yeri sayar
ne varacağı yeri.
Ortada insan akar.

Kalktım. Çay soğumuştu.
Köprüden geçerken suya baktım,
bir yaprak beni bekliyormuş gibi döndü
sonra vazgeçti, gitti.
Ben de gittim.
Ama ortada bir yerde,
kahverengi, sabırlı,
bir şey kaldı benden.

Zeynep Altun, şair ve çevirmen. Son kitabı Boğaz’ın iki yakasında geçen şiirlerden oluşuyor. Tüm yazıları →

“Porsuk” 24 Ekim 2026 tarihinde Kurgu & Şiir bölümünde yayımlandı.

Kurgu & Şiir bölümünden

Öykü

Garda Bir Karamazov

Emekli edebiyat öğretmeni Nevzat Bey, otuz yıldır her ekim Karamazov Kardeşler’i baştan okur. Bu yıl Eskişehir Garı’nda Ankara’ya giden son treni beklerken, kitabın bitmesine bir bölüm kala biri yanına oturur.

Öykü

Perşembe Sofrası

Cihangir’deki daireyi satmaya gelen Leyla, anneannesinin komşularının her perşembe hâlâ onun için bir tabak koyduğunu öğrenir.

Öykü

Tramvay, Saat On Bire Doğru

Bir çeviri bürosunda çalışan Leman, bir salı sabahı Eskişehir tramvayında yedi durak boyunca annesini, bir cümleyi ve hiç gönderemediği bir mektubu düşünür.

Şehrin en iyi yazıları, her pazar sabahı.

Yalnızca İstanbul okurlarına: haftanın seçkisi, öyküler ve karikatürler.