Şefaat Yerine Seyahat
1630'da bir aşure gecesi, Unkapanılı bir genç rüyasında dilini sürçtürdü ve kırk yıllık bir yolculuğa çıktı. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si, dünyanın en verimli dil sürçmesinin kaydı.
İstanbul’da yayımlanan en yeni yazılar, en yeniden eskiye.
1630'da bir aşure gecesi, Unkapanılı bir genç rüyasında dilini sürçtürdü ve kırk yıllık bir yolculuğa çıktı. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si, dünyanın en verimli dil sürçmesinin kaydı.
1550'lerde Tahtakale’de açılan iki dükkân, İstanbul’a yeni bir içecekten fazlasını getirdi: konuşmanın, dedikodunun ve muhalefetin mekânını. Kahvehanenin dört yüz yetmiş yıllık hikâyesi bir fincanın dibinde.
1855'te Brooklyn’de, adı kapağında bile yazmayan bir şair kendi kitabını bastı ve önsözüne, nasıl yaşanacağına dair tek nefeslik bir liste koydu. Liste bugün de vapurda okunmaya değer.
İki bin yıl önce Seneca, genç bir dostuna kaygının panzehirini mektupla yolladı. Gece üçte tavana bakan herkes için o mektup hâlâ okunmayı bekliyor.
Yerebatan Sarnıcı’nın serin karanlığından Süleymaniye’nin ışığa boğulmuş kubbesine, Tarihi Yarımada’da bir gün süren ve hiç acele etmeyen bir yürüyüş.
Yirmi iki kişilik bir caz barı, deniz bülteninden besteler, kemençeyle tekno, bir avluda fasıl ve kira artışları üzerine bir şarkı üçlemesi.
25 Ekim’deki KPSS Ortaöğretim’e yaklaşık üç milyon kişi başvurdu. Sınavdan sonra “saltanat ne zaman kaldırıldı” gibi aramalar patladı. Sınav nasıl geçti, bundan sonra ne olacak, puan neye yarayacak?
Hacivat süslü konuşur, Karagöz düz anlar. Beş yüz yıldır perdede süren bu yanlış anlaşılma, bugün toplantı odalarında, apartman gruplarında ve aile sofralarında devam ediyor.
Emirgan’da lalelerin önünde fotoğraf çektiren herkes bir devrin adını anar. Oysa o devri yaşayanlar ona hiç Lale Devri demedi; adı yaklaşık iki yüz yıl sonra kondu.
Rachel Carson, yüzyılın en etkili çevre kitabını hastalığını herkesten saklayarak yazdı. Sessiz Bahar’ın arkasında bir kıyı, bir dostluk ve zamana karşı yapılmış bir yarış var.
Johannes Kepler, gezegenlerin yasalarını bulurken bir yandan da Ay’a giden bir çocuğun hikâyesini yazdı. O hikâye, yıllar sonra annesinin cadılıkla yargılandığı davada aleyhine kullanılacaktı.
Emekli edebiyat öğretmeni Nevzat Bey, otuz yıldır her ekim Karamazov Kardeşler’i baştan okur. Bu yıl Eskişehir Garı’nda Ankara’ya giden son treni beklerken, kitabın bitmesine bir bölüm kala biri yanına oturur.