Porsuk
Kütahya dağlarından inip Sakarya’ya karışan bir ırmak, yolunun ortasında bir şehrin içinden geçerken, kıyısında oturan birine ne söyler?
Yeni öyküler ve şiirler.
Emekli edebiyat öğretmeni Nevzat Bey, otuz yıldır her ekim Karamazov Kardeşler’i baştan okur. Bu yıl Eskişehir Garı’nda Ankara’ya giden son treni beklerken, kitabın bitmesine bir bölüm kala biri yanına oturur.
Kütahya dağlarından inip Sakarya’ya karışan bir ırmak, yolunun ortasında bir şehrin içinden geçerken, kıyısında oturan birine ne söyler?
Bir çeviri bürosunda çalışan Leman, bir salı sabahı Eskişehir tramvayında yedi durak boyunca annesini, bir cümleyi ve hiç gönderemediği bir mektubu düşünür.
Cihangir’deki daireyi satmaya gelen Leyla, anneannesinin komşularının her perşembe hâlâ onun için bir tabak koyduğunu öğrenir.
Akşam ezanıyla Karaköy’e yanaşan bir vapurun düdüğü arasında, şehrin bir an için sustuğu yer.
Rumeli Feneri’nin gece bekçisi, yirmi iki yıl boyunca her gece saat ikide karşı kıyıdan gelen bir sesle konuşur ama sesin sahibini hiç görmez.
Üsküdar’da adını kimsenin kullanmadığı bir ara sokak, yılda iki hafta yalnızca kokusuyla bilinir.