Haftanın Sergileri
Bir iskelenin kayıp şemsiyeleri, kırk apartman merdiveni, indirilmiş kepenkler ve bir hamamın kubbesinden yağan seyyar satıcı sesleri.
Galeri Kapıaltı, Tophane — Melis Tanrıverdi’nin “Kayıp Eşya” sergisi, bir vapur iskelesinin kayıp eşya bürosunda yıllarca sahibini bekleyen üç yüz on iki şemsiyeyi tavandan sarkıtıyor. Her şemsiyenin sapında, kaybolduğu günün tarihi ve o günkü hava durumu yazılı bir etiket var. Şemsiyelerin çoğunun kasımda kaybolmuş olması sanatçıya göre bir veri, bize göre bir itiraf. Salonun ortasında durup yukarı bakın: başınızın üstünde hiç açılmamış bir yağmur asılı duruyor. Sergi metni ziyaretçilere bir çağrıda da bulunuyor: kendi şemsiyenizi tanırsanız geri alabilirsiniz. Şimdiye kadar tek bir kişi gelmiş, o da yanlış şemsiyeyi götürmüş. Kasım sonuna kadar, salıdan pazara.
Depo Dokuz, Karaköy — Ressam Haluk Erinç, “Ara Kat” başlıklı serisinde kırk ayrı apartman merdivenini aynı açıdan, aynı soluk ışıkta resmetmiş: mozaik basamaklar, sönmeye hazır bir otomatik, bir kapının önünde unutulmuş bir çift terlik. Tuvaller ilk bakışta birbirinin aynısı; ikinci bakışta kendinizi hangisinde büyüdüğünüzü ararken buluyorsunuz. Bulduğunuzda biraz hüzünleniyorsunuz, o kadar. Sergi bunu bildiğinden çıkışa bir bank koymuş.
Atölye Sabır, Kurtuluş — Eski bir terzi dükkânının zemin katında açılan küçük fotoğraf sergisi “Kepenk”, şehrin dört bir yanında indirilmiş dükkân kepenklerini ve üzerlerine bırakılmış notları belgeliyor: “Öğle arası, 10 dakika” (fotoğraf on iki yıl önce çekilmiş), “Döneceğim”, “Hasan abi Bursa’da”. Sergi metni tek sayfa, ama kepenkler kendi metinlerini çoktan yazmış. Cumartesi öğleden sonraları fotoğrafçı da orada; bir kepenk sorun, bir saat anlatır.
Galeri Yokuş, Moda — Yaş ortalaması yirmi altı olan on bir genç sanatçının karma sergisi “Henüz”, başlığının vaat ettiği şeyi eksiksiz yapıyor. Seramikler, kısa bir video, bir de bütün bir duvarı kaplayan, el yazısıyla tutulmuş bir kira artışları çizelgesi. Video, sanatçılardan birinin taşınma gününü balkondan, tek planda izliyor; asıl kahraman kolileri taşıyanlar değil, aşağıda dörtlüleri yanık bekleyen kamyonet. Eserlerin fiyatı sanatçıların yaşıyla değil, kiralarıyla orantılı görünüyor. Açılış perşembe akşamı; şarap var, sandalye yok.
Gölge Hamamı, Fatih — Uzun süredir kapalı olan bu küçük mahalle hamamında ses sanatçısı Tolga Ender’in yerleştirmesi “Göbek Taşı”, ziyaretçileri ılık mermere uzanıp dinlemeye çağırıyor. Kubbedeki fil gözlerinden, ellili yıllarda kaydedilmiş seyyar satıcı sesleri yağıyor: bozacılar, eskiciler, bir de malını hiçbir zaman açıkça söylemeyen, yalnızca uzatıp duran bir yoğurtçu. En az kırk dakika ayırın; acele edenler sesleri değil kendi nefeslerini duyuyor. Islak çorapla gitmeyin.