Mizah

Taksiciye Sıkça Sorulan Sorular

Yirmi altı yıllık bir taksici, arka koltuktan en çok duyduğu soruları nihayet yazılı olarak yanıtlıyor.

Akşam trafiğinde Galata Köprüsü’ne doğru ilerleyen sarı bir taksi.

Akşam trafiğinde Galata Köprüsü’ne doğru ilerleyen sarı bir taksi. · Fotoğraf: Unsplash

Dinle 2 dakika

Yirmi altı yıldır direksiyondayım. Aynı soruları o kadar çok duydum ki arka koltuğa bir broşür koymaya karar verdim. Broşür budur. Okuyun, sonra yine sorun, alıştık.

Soru: Kadıköy’e gider misiniz?

Cevap: Gönlüm gider. Araba ayrı bir mesele. Ayrıca şunu bilmenizde fayda var: Saat beşte binip gitmek istediğiniz Kadıköy ile saat beşte binip varacağınız Kadıköy aynı Kadıköy değildir. Biri Kadıköy’dür, öbürü yedi buçuk.

Soru: Taksimetreyi açar mısınız?

Cevap: Açık. Siz göremiyorsunuz, çünkü taksimetre utangaçtır, yabancıların yanında ekranını kısar. Biraz sohbet edelim, ısınsın, kendini gösterir.

Soru: Kredi kartı geçiyor mu?

Cevap: Geçiyor. Cihaz bugün, şu anda, sizin kartınız için maalesef arızalı. Yarın başka bir kart için kusursuz çalışacak. Teknoloji böyle bir şey, ben de anlamıyorum.

Soru: Hangi yoldan gidiyoruz?

Cevap: En kısa yoldan. En kısa yol, haritada en kısa görünen yol değildir; en kısa yol, benim bildiğim yoldur. Benim bildiğim yol da Eyüp’ten geçer. Neden geçtiğini sormayın, yol eskiden beri öyle.

Soru: Navigasyonu açayım mı?

Cevap: Açın. Kadın sesi “Sağa dönün” diyecek, ben sola döneceğim, o “Rota yeniden hesaplanıyor” diyecek. Yirmi beş yıldır evliyim, bu sohbeti ezbere biliyorum.

Soru: Nerelisiniz?

Cevap: Sizin memleketiniz neresiyse, onun komşu ilçesindenim. Bunu her müşteriye söylerim ve şimdiye kadar hiç yanılmadım.

Soru: Klimayı açar mısınız?

Cevap: Camı açıyorum. Bu doğal klimadır, organiktir, Boğaz’dan gelir. Biraz da Kasımpaşa’dan.

Soru: Müziği biraz kısabilir misiniz?

Cevap: Kısarım. Nakarat geliyor, o geçsin. Sonra bir nakarat daha var, o da geçsin.

Soru: Siyasete girmesek?

Cevap: Hiç girmeyelim. Ben yalnızca kısa bir şey söyleyip konuyu kapatacağım. Kısa derken, Bakırköy’e kadar.

Soru: Para üstünüz var mı?

Cevap: Kimsenin para üstü yoktur. Para üstü, gençlik gibi, insanın elinde tutamadığı bir şeydir. Siz yine de cüzdanınıza bir bakın, belki sizde vardır.

Soru: Burada inebilir miyim?

Cevap: Burada inemezsiniz. Şurada inebilirsiniz. Şurası, buranın yirmi metre ilerisidir ve oraya varmadan ışık kırmızıya dönecek. O yüzden burada inin.

Soru: Havalimanına ne kadar tutar?

Cevap: Hangi havalimanına, hangi saatte ve uçağınızın kalkmasına ne kadar kaldığına bağlı. Son kısmı bana söylemeyin.

Soru: Siz hiç taksiye biner misiniz?

Cevap: Bir kere bindim, 2009'da. Şoför Kadıköy’e gitmedi. O günden beri anlıyorum. Affetmiyorum ama anlıyorum.

Mert Karaca, mizah yazarı. Hâlâ Cihangir’de ev arıyor. Tüm yazıları →

“Taksiciye Sıkça Sorulan Sorular” 15 Ekim 2026 tarihinde Mizah & Karikatür bölümünde yayımlandı.

Mizah & Karikatür bölümünden

Şehrin en iyi yazıları, her pazar sabahı.

Yalnızca İstanbul okurlarına: haftanın seçkisi, öyküler ve karikatürler.