Bugünden İtibaren Günde Bir Çay
Doktorunun uyarısı üzerine günde yalnızca bir çay içmeye karar veren bir adamın saat saat tuttuğu günlük.
07.00 — Bugün yeni bir hayata başlıyorum. Dün doktorum “Günde kaç çay içiyorsunuz?” diye sordu. “Birkaç,” dedim. “Rakamla,” dedi. “On dokuz,” dedim. Yüzüme uzun uzun baktı. Bundan sonra günde bir çay. Tek. Ama iyi bir tane.
07.20 — Demliği kurdum. Tek bardak için demlik kurmak israf, ama yarım demlik kurmak insanın kendine saygısızlığıdır. Demlik dolu. Ben bir bardak içeceğim. Ötekiler kendi kaderlerine.
07.45 — İçtim. Tavşan kanı. Hayatımın çayı. Bardağı yıkadım, kuruladım, dolaba kaldırdım. Kendimle gurur duyuyorum. Bu duygu akşama kadar idare eder.
09.10 — İşteyim. Çaycı Remzi kapıdan başını uzattı: “Abi?” “Yok Remzi,” dedim, “bıraktım.” Remzi bana cenazeden dönen birine bakar gibi baktı ve kapıyı sessizce kapattı.
10.30 — Toplantı. Herkesin önünde çay var. Bana su getirdiler. Suyu ince belli bardakta getirmeleri bir alay mı, bir teselli mi, henüz karar veremedim.
11.15 — Kafamda sorular. Bir çay neyi kapsar? Küçük bardak bir çay mıdır, yoksa bir çayın beşte üçü mü? İnce belliyi yarıya kadar doldurursam ne olur? Bunları düşünebilmek için çaya ihtiyacım var. Trajedi tam olarak bu.
12.40 — Esnaf lokantası. Yemekten sonra çay “müessesemizin ikramı” olarak masaya kondu. İkram reddedilmez, bu bir kültür meselesi. İkramın sayılmadığına karar verdim. Kural yalnızca parasını benim ödediğim çaylar için geçerli. Bu maddeyi az önce ekledim ama hep oradaymış gibi hissediyorum.
14.00 — İkram çayından sonra zihnim çok berrak. Bu berraklıkla şunu fark ettim: açık çay, çay değildir. Renkli sudur. Teknik olarak su.
15.20 — Dört açık içtim. Teknik olarak dört bardak su. Doktorum zaten bol su içmemi söylemişti. Bugün hem çayı azalttım hem suyu artırdım. Tıp beni alkışlıyor.
16.00 — Remzi’ye bir bakış attım. Remzi gözlerini kapadı, başını hafifçe eğdi, gitti ve bir açıkla döndü. Aramızda artık kelimelere gerek yok.
17.45 — Vapurdayım. Vapur hareket hâlinde. Hareket hâlindeki bir çay, sabit bir günün içinde sayılmaz; bu basit bir fizik kuralıdır. Einstein Kadıköy’e vapurla gidip gelseydi aynı sonuca varırdı.
19.30 — Annemdeyim. Annem çay demlemiş. Annemin çayını reddetmek annemi reddetmektir. Ben annemi reddetmem. Üç bardak annemi kabul ettim.
21.15 — Hesap yaptım. İkramlar sayılmaz. Açıklar su. Vapur fizik. Anne aile. Bugün tek bir çay içtim. Hedefe ulaşıldı.
23.40 — Uyuyamıyorum. Kalbim, Karaköy’e yanaşan bir vapur gibi düdük çalıyor. Tavana bakıyorum. Tavan titriyor. Belki de titreyen benim.
02.10 — Mutfaktayım. Demlik soğumuş. Soğuk çay çay değildir. Ayrıca gece yarısından sonra içilen çay ertesi günün çayıdır. Yarının tek çayını şimdiden içip aradan çıkarmak, aslında son derece disiplinli bir davranış.
02.25 — Yarın günde bir çay. Yarın. Ciddiyim.